|
KİTABIN ÖZETİ
Kitap iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde sadelik hakimdir,
olaylar tek bir motif etrafında geçmektedir. Anlaşılması büyük bir
zorluk göstermez. İkinci bölümde ise bir bütünlük kurmak güçtür.
Anlaşılması ve olaylarla bağlantı kurmak , ilişkilendirmek çok zordur.
FAUST: Faust, latince mutluluk demektir. Faust, bilgi ihtirası
içinde kıvranan karamsar bir tipi anlatır. Bilim uğruna bütün ömrünü
harcamış, nefsine bütün dünya hazlarını yasak etmiş ve tam anlamıyla
yasak bir ömür geçirmiş olmasına rağmen, amacına ulaşamamış olmanın
ızdırabı içindedir. Bu hal içinde şeytana teslim olduktan sonra,
onun akıbeti çeşitli Faust efsanelerinde türlü türlü gösterilmiş
ve dünyaya beyan edilmiştir.
MEFİSTO: Mefisto'ya şeytan demek yerinde olur. Mefisto sadece
fenalıkları sürükleyen bir hüviyet olmakla kalmaz, aynı zamanda
bir çeşit Azrail rolünü de üstlenmektedir.
Eserin anlatımı çok sadedir. Faust, zamanın bütün bilimlerini tahsil
edip bitirmiştir. Artık öğrenilecek bir bilim kalmamıştır. Fakat
görmektedir ki; gerçeği bulma sahasında bütün bu bildiği şeyler
kendisini bir adım bile ileriye götürmemiştir. Halbuki zamanın olanaklarından
çok, ileriye göz diken bir ihtirasla, salt gerçekleri anlamak ve
bilgi sahibi olmak arzusundadır. Normal bilgi edinmek yollarından
bir hayır gelmeyeceğini anlamıştır. Böylece son umut olarak, kendisini
büyücülüğe vermiştir. Ruh kuvveti sayesinde arzu ettiği bilgileri
elde edebileceğini ummaktadır.
Gökte Tanrı ile Şeytan aralarında bir bahse tutuşmaktadırlar. Şeytan
Faust'u kolayca baştan çıkartacağını onu asli kaynağından uzaklaştırıp,
sapıklığa sürükleyebileceğini iddia etmektedir. Tanrı ise, insanın
yaradılış itibarı ile iyi olduğunu ve yeryüzünde bir gaye için çalışırken
yanılabileceğini, fakat şeytan araya girse bile yine kendi ruhunun
iyiliği sayesinde doğru yolu bulabileceğini bilmektedir. Bu itibarla
şeytanı Faust üzerinde deneme yapmakta serbest bırakmıştır.
Faust, büyücülükle uğraşırken, alışılmış şekilde, ruh çağırmaya
başlar. Bu çağırmaların birinde Mefisto karşısına çıkar. Faust,
hayattan bezgindir. Hiçbir şeyden tat almamaktadır. Oysa Mefisto,
ona parlak vaatlerde bulunmaktadır. Nihayet aralarında bir sözleşme
yapılır. Faust der ki; beni istediğin yere götür. Eğer bir an gelip
ben, zamana, "dur geçme, ne kadar güzelsin" diyecek kadar
bir mutluluk duyarsam, artık ölmeye razı olurum.
Bu bahislerden sonra Mefisto, mel'un teşebbüslerine başlar. O ana
kadar kitapların içine kapalı kalmış Faust'u küçük ve büyük alemlerde
dolaştırır. Sefil meyhanelerden, en lüks saraylara kadar her yeri
gezdirir. Bir taraftan da Faust'u türlü içkilere alıştırır. Bir
büyücü kadına hazırlattığı aşk içkisini Faust'a içirdikten sonra,
onun karşısına masum Margaret'i çıkarır. Faust 25 yaşındaki bir
gencin heyecanı ile kızcağızı sever. Kız da masum duygularla bu
aşka karşılık verir. Bu yüzden rahatça baş başa kalabilmeleri için
annesinin fincanına Faust'un verdiği zehiri damlatır. Kadıncağız
ölür. Margaret, Faust'dan olan çocuğunu boğar. Bu yüzden Margaret'in
kardeşi de Faust tarafından öldürülür. Böylece Faust'un eli kana
bulanır. Margaret'i hapisten kurtarma denemesi de başarılı olmaz.
Araya Yunan güzeli Helena girer. Faust ona da aşık olur. Fakat
aradığı mutluluğu burada da bulamaz. Nihayet İncil'in bir sözüne
göre düşünmeye başlar. Yani yaradılışın ilk eseri "söz"
müdür, "anlam" mıdır, "faaliyet" midir? Faust
beşeri mutluluğu faaliyette bulur. Bir bataklık sahayı bayındır
haline getirmeyi tasarladığı anda bir nevi murada erer ve zamana
"dur geçme, çok güzelsin" der.
Sonuç olarak yazar her iki bölümde de insan karakterini oldukça
detaylı bir şekilde dile getirmiştir. Fakat yazar isterse bir konuyu
nasıl haşmetli, heybetli bir sadelik ve bütünlükle işleyebileceğini
göstermiştir. Bununla birlikte bazı bölümlerinin anlaşılması ve
olaylarla bağlantı kurmak çok güçtür. |